SON EKLENENLER

YALÇIN: Sıkılaşma politikaları enflasyonu düşürmüyor, alım gücünü eritiyor

Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, TÜİK tarafından açıklanan Mayıs ayı enflasyon rakamlarını değerlendirerek ''Doğru ve adil sonuçların ortaya çıkabilmesi için politika üreticilerin ve karar alıcıların bakış açısını değiştirmesi, enflasyonun nedeninin “emekçiler-emekliler” gibi gösterilmesinden vazgeçilmesi gerekmektedir. Bunun için gerekli ve şart koşul “piyasaya emekçi gözüyle bakış” anlayışından geçmektedir.'' dedi
03 Haziran 2024 10:53

YALÇIN açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

2024 Mayıs ayı enflasyonu%3,37 olarak açıklandı. Yıllık enflasyon%75,45 ve Ocak-Mayıs 5 aylık enflasyon%22,72 olarak gerçekleşti. Bu oranlarla birlikte Haziran ayı hariç enflasyon farkı ise%, 6,71 oldu.

7. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde de Kamu İşveren tarafına sunduğumuz teklifler; kamu görevlilerimizin sadece gelirlerini artırmaya yönelik değil aynı zamanda zorunlu harcanabilir giderlerini de azaltmaya yönelik tekliflerden oluşmaktaydı.

Kamu İşveren Heyeti tekliflerimizi; hem günün şartlarına hem de beklenen ve tahmin edilen piyasa verilerine göre değerlendirseydi kamu görevlileri kayıp yaşamayacak, “enflasyon farkı” ile maaş/ücret artışı belirlenmesi son bulacaktı. Bu gerçeği görmeyi Hakem Kurulu da reddetti ve kamu görevlileri için kayıp üreteceği kesin olan maaş/ücret artışına karar verdi.

Geçen yıl aynı dönem gerçekleşen dönemsel enflasyon oranları bu yıl gerçekleşen enflasyon oranlarına göre “rakamsal” olarak çok daha düşüktü.

Mevcut uygulanan sıkılaşma politikaları ve faiz artırımları; enflasyonu düşürme hedefiyle gerçekleştirilse de; üretim ve yatırım alanını olumsuz etkilediği gibi gelir dağılımını da olumsuz etkilemekte, adaletsizliği büyütmektedir.

Bu somut durum; sıkılaşma politikaları enflasyonu düşürmüyor, alım gücünü eritiyor, geçim sıkıntısını büyütüyor gerçeği ile açıklanabilir.

Doğru ve adil sonuçların ortaya çıkabilmesi için politika üreticilerin ve karar alıcıların bakış açısını değiştirmesi, enflasyonun nedeninin “emekçiler-emekliler” gibi gösterilmesinden vazgeçilmesi gerekmektedir. Bunun için gerekli ve şart koşul “piyasaya emekçi gözüyle bakış” anlayışından geçmektedir.

Geçtiğimiz aybaşında biten doğalgaz desteği/muafiyeti; enflasyon rakamlarına yansımasına ilave olarak gelir kayıplarını da artırıyor. Bu düzenlemenin süresinin uzatılması, sabit gelirlilerin hanelerinin desteklenmesi gerekmektedir.

Piyasada oluşan olumsuz tablo ve diğer ekonomik etkenlere ilave olarak kamu görevlilerinin haklarının, kamu görevlileri sendikalarının kazanımlarının engellenmesi; hiçbir emek örgütü tarafından kabul edilebilir ve hiçbir emekçi tarafından da anlaşılabilir bir durum değildir.

Toplu Sözleşme Hükümleri Engellenemez, Uygulamaları Keyfiyete Bırakılamaz

2001 yılında kamu görevlileri için çıkarılan Kanun, toplu görüşmelerde mutabık kalınan hükümlerin uygulanması için Bakanlar Kurulu’nun onayına sunulmasını öngörüyordu. 2009 yılında elde ettiğimiz yetki ile 4688 sayılı Kanunun değişmesini ve “toplu sözleşme” masasında alınan Kararların; taraflar arasında imzalandığı gerçeğinden hareketle doğrudan uygulanması” gerektiğini belirttik.

Bu çerçevede, Anayasa Referandumu ile Anayasa’nın 53 ve 128 inci maddeleri yeniden düzenlenmiş, buna istinaden 4688 kısmi de olsa güncellenmiş ve “Taraflar” arasında mutabık kalınan hükümlerin doğrudan uygulanması sağlanmıştır.

Gelinen noktada; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve 4688 sayılı Kanunda açıkça belirtilen toplu sözleşme hakkımız ve toplu sözleşme kazanımlarımız engellenmekte, Anayasaya, uluslararası sözleşmelere ve Kanuna aykırı hareket edilmekte, “tarafların” kararları; 3. Kişilerin “onayına-oluruna” bırakılmaktadır.

Bu durum, Türkiye’nin 20 yıllık süreçte atmış olduğu demokratik adımları, sendikal örgütlenme alanındaki dönüşümleri ve özgürleşme alanındaki gelişmeleri olumsuz etkilemektedir.

Tasarruf Tedbirleri ile genel ve hizmet kollarımızda yer alan; 100 binden fazla kamu görevlisinin “servis hakkı”, 250 binden fazla kamu görevlisinin “koruyucu giyim hakkı” ve hemen hemen her hizmet kolunda yer alan ve binlerce kamu görevlisini kapsayan “fazla çalışma ücreti” kazanımımız olumsuz etkilenmektedir.

 

CHP-AYM tarafından gasp edilen toplu sözleşme ikramiyesiyle de 2 milyondan fazla sendikalı kamu görevlisi her ay kayıp yaşamaktadır. Kamu görevlilerine ve kamu görevlileri sendikacılığına gözdağı vermek isteyen CHP-AYM kararına karşı; Memur-Sen ve bağlı sendikaları olarak daha güçlü, daha örgütlü, daha sağlam ve daha kararlı adımlarla mücadelemizi sürdürüyoruz.

AYM’nin “güçlü sendikacılığın önlenmesi” Kararına karşı dimdik duran, gücümüzü pekiştiren, dayanışmamızı güçlendiren, yetkimizi perçinleyen ve üye sayımızı 1.078.822’ye yükselten teşkilatımıza teşekkür ediyorum.

Kayıpların telafisi, eksikliklerin giderilmesi ve kamu görevlilerimizin beklediği 1. Dereceye 3600 Ek Gösterge gibi çalışma hayatında çalışma barışını sağlayacak diğer konuların çözüme kavuşturulması, “acil çözülecek konu başlıkları” arasında yer almaktadır.

Büyük ve Güçlü Türkiye hedefine; emeğin hakkının teslim edildiği, gelir dağılımında adaletin sağlandığı, vergide hakkaniyetin hayata geçtiği, sosyal diyaloğun etkin kullanıldığı ve emek örgütlerinin önündeki engellerin kaldırıldığı bir zeminde çok daha hızlı ulaşacağız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SENDİKA BÜLTENİ

SENDİKA HABERLERİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER