YAVUZ açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
Yıl bitti, yıllık enflasyon oranları ile maaş zamları da belli oldu. Eğitimde yarıyıl tatili yaklaşırken, yoğun not girişlerinin yanında gelişim raporu bilgi girişleri öğretmenleri zor durumda bıraktı.
Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği yayınlandı, engelli öğretmenler dahil norm fazlası, re ’sen atamalar ve rotasyon tartışması yeniden alevlendi.
Öğretmen atamalarında bakanlığın ilave kontenjan talebi gerçekleşmeyince akademide eğitime başlayacak on bin adayın branş dağılımı açıklandı. Mülakat mağdurları, 2024 KPSS ile ek atama talebi, akademiye kontenjan artışı ve engelli öğretmen atamaları ise gündemdeki yerini koruyor.
Gündem hızla akıp giderken sendikalar da ciddi bir sınav veriyor. Bu öyle bir sınav ki gerçekle sahteyi, sorumlu ile sorumsuzu birbirinden ayırt ediyor. Bir turnusol kâğıdı gibi gelen gündemi hangi sendika nasıl yönetiyor, tam da not etme vaktidir.
Böyle hızlı gelişen ve ortalığın bir anda toza dumana karıştığı dönemlerde, merdiven altı diye tanımladığımız küçük, sorumsuz ve etkisiz sendikalar, mal bulmuş mağribi gibi hemen harekete geçiyor. Çapına, boyuna, üye sayısına bakmadan “iş bırakıyoruz” “yapmıyoruz” diye bağırmaya başlıyorlar.
Bu sendikaları, üye sayısı itibari ile azıcık daha iri diğerleri takip ediyor. Sonuçta büyük küçük hepsi aynı yerde hizalanıyorlar. Kim ne yapsın sizin eylem kararınızı, etiniz ne budunuz ne Allah aşkına.
Çözüm öneriniz nedir, hangi konuda çalışmanız, raporunuz var diye sorduğunuzda ise sadece var olana karşı olduklarını ve başka bir sözlerinin olmadıklarını görüyorsunuz.
Tam da burada gelin sergilenen tiyatronun perdesini hep beraber aralayalım. Bir kare ziyaret görüntüsü ile bir yılı kurtarmaya kalkanlar, çözülen her konuya, aynı kareyi insanların gözüne sokar gibi kullanıp sahip çıkanlar, bürokrasiden bir koltuk daha kapmak için yetkilileri “sahiplerine” aratanlar, ilk fırsatta neden böyle keskin, ilkeli vs. sendikacı rollerine bürünüyorlar.
Tek amaçları var akıllarınca bizi sınava tabi tutuyorlar, bizi zora sokacaklarını zannediyorlar. Eylem kararlarını bakanlığa karşı değil de sanki bize karşı almışlar gibi davranıyorlar. Bakanlığa yağcılık yapıp, bize de sözde eylem kararlarını gösteriyorlar. Tam bir psikolojik vakıa bunlar.
Şimdi bir kez daha söyleyelim, yetkili sendika olarak bizim hareket tarzımız bellidir. Biz önce diyalog kurarız, görüşürüz, diplomasi yürütürüz. Çünkü zora düşenler günün sonunda çözümü bizden beklerler. Bizim için çözüm öncelikli meseledir. Biz iş bırakma dâhil bütün eylemlerimizi, çözüme giden bir yol olarak görürüz.
Bu yüzden kamuoyu bizi bilir ve takip eder. Herkes bilir ki biz eylem kararı alınca gereğini yaparız. Önce protesto edip sonra başöğretmenlik unvanı için gidip sınava girmeyiz. Bir siyasi aradı diye eylem kararımızdan vazgeçmeyiz.
Bu ilkesiz ve çelişkiler içindeki sendikaların sergiledikleri tiyatroyu gören yetkililerimizin de çıkarması gereken dersi bir an önce çıkararak, bir daha kapılarına geldiklerinde bu zevata hak ettikleri dersi vermeleri beklenir.
Biz çözeriz, gelişim raporu bilmecesini çözdük, takip edeceğiz. Öğretmen rotasyonu ile ilgili ajitasyon yapmadık, görüştük ve bilgilendirdik.
Maaşlarımız için Ağustos sıcağı, Ocak soğuğu demiyoruz, meydanlardayız. İş bıraktık deyip bakanlık önündeki eyleme otuz kişi ile gidenlerin bizden öğrenecekleri çok şey var. Popülizmi ve ajitasyonu bırakın, bizi takip edin.
Anlaşılan yetkili sendika olarak, 4688 Sayılı Yasa değişinceye, bu dernek olacakken sendika olan yapılar yakamızdan düşene kadar, bir problem karşısında önce merdiven altı sendikalar ile sonra da problemin kendisi ile boğuşmaya devam edeceğiz.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
SENDİKA HABERLERİ SAYFASINI